Melodifestivalen heyecanı ise sunucuların Danny Saucedo ve
Gina Drawi olduğunun açıklanmasıyla
başladı diyebiliriz. Gina’yı Hepimiz 2012 Melodifestivalen’i İsveç’in en iyi
seslerinden biri olan Sarah Dawn Finer ve oyuncu Helena Bergström ile birlikte
sunmasıyla tanıdık. Danny ise son yıllarda Melodifestivalen’in ‘Talihsiz
ikincisi’ olarak biliniyor. Danny’nin
macerası 2009’da grubu E.M.D ile birlikte ‘Baby Goodbye’ isimli şarkıyla
Melodifestivalen’de yarışmasıyla başlıyor. Ancak o sene finali 3. Bitirdiler. Bunun ardından Danny bu kez 2011 de ‘In
The Club’ isimli şarkıyla solo katıldı. Ancak 2010’da kazanamayınca yarışmaya geri
dönen Eric Saade’yi geçmeyi başaramadı. Bunun üzerine 2012’de
Danny, Eric gibi yapıp yeniden katıldı. Bu sefer de daha güçlü bir rakip olan
Loreen’in arkasında kaldı. 2 sene üst üste 2.bitirince bu sene sunucu olmanın
daha mantıklı olduğunu düşünmüş olsa gerek. (Bknz. Mans Zelmerlöw 2007’de 3.ü
2009’da 4.ü Bitirince 2010’da sunucu olmuştu)
Bana kalırsa Danny bu sene katılsaydı kazanmak için büyük
şansı vardı ancak sunucu olmasının da bize avantaj sağladığını söylemeliyim.
Melodifestivalen’in en güzel yanlarından biri sunucuların müzikal kıvamında
şarkılar söyleyip boş vakitleri doldurmalarıdır. Yıllardır M.F izlerim ama
hiçbir zaman bu seneki gibi harika bir show görmedim. Henüz 1. Yarı Final
akşamında böyle bir show seyrediyorsak bu akşam ve önümüzdeki haftalar da neler
seyrederiz bilemiyorum.
Açılışta Gina Euphoria’yı İsveççe sözlerle söylüyor. Bizim için
bir anlam ifade etmese de eğlenceli olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Showun yarısında Danny geçen seneki şarkısı
‘Amazing’ in showunda kullandığı kostümüyle geliyor.
Ve ağzımız
açık izlettiren o show. Danny’nin Sahneye ne kadar yakıştığı konusunda herkes
hemfikir muhtemelen. Sahnede ona eşlik edenler ise Komediyen ve aynı zamanda
2007 ve 2008 Melodifestivalen sunucu Kritian Luuk ile 2004 İsveç temsilcisi
Lena Philipsson.
Bu senenin 1. Yarı final şarkıları çok güçlüydü. Melodifestivalen’de
ilk kez geçen sene ‘Shout It Out’ ile gördüğümüz David Lindgren bu sene de
şansını denemek için gelmiş. David’i seyrettiğinizde aklınıza direk Eric Saade
ve Danny gelebilir. Ancak David’i onlardan ayıran avantajları ise sahnede daha
çok dans ettiği halde nefesi kesilmiyor ve kusursuz bir şekilde şarkıyı
söyleyip iniyor. David aynı zamanda müzikal oyuncusu ‘Singin’ in the Rain,
Hairspray, Mamma Mia ve High School Musical’ da oynamış. Verdiği bir ropörtajda
çocukluğundan beri Melodifestivalen hayranı olduğunu ve bu sahnede olmanın bile
onun için çok önemli olduğunu söylüyor. Bu seneki şarkısı ‘Skyline’ a gelirsek
de şarkı geçen senekinden çok da farklı değil.
Şarkının tarzı, David'in dansları ve kıyafetleri neredeyse aynı. Bu sene şansının daha yüksek olduğu da bir
gerçek. Nitekim gecenin direk finale gitmeye hak kazanan ilk ismi oydu.
Gecenin en
çok ilgi gören ikinci ismiyse YOHIO oldu. Sürekli kız mı erkek mi tartışmaları
yapıldı ama Twitterda YOHIO'nun da yazdığı üzere kendisi bir erkek. Ne yalan
söyleyeyim ilk gördüğümde ben de kız zannetmiştim. İsminden ve tarzından da
belli olacağı gibi Japon Rock grupları havasında ve normalde ‘Seremedy’ isimli grubun solisti fakat Melodifestivalen’de işleri biraz karıştırmış. Desaiha isimli rock grubunun
iki gitaristi ve kendi grubu Seremedy’nin davulcusuyla sahneye çıkıyor.
Tarzlarının alışılmışın dışında olması ise fazlasıyla işlerine yarıyor. Şarkısı ‘Heartbreak Hotel’ ise rock sevenden
de sevmeyenden de ilgi gördü ve görüyor.
(SVT her
sene birincilerin videolarını final akşamına kadar inernetten kaldırdığından
dolayı bir haftadır çok konuşulan iki birincinin şu an için bulunabilir videoları.)
Gecenin diğer iki kazananıysa Cookies ‘N’ Beans ile İsveçlilerin Efsane diye çağırdıkları
‘Eric Gadd’ oldu. İkisi de ‘Andra
Chansen’ yani İkinci Şans finaline
gitmeye hak kazandılar. Benim içinse gecenin en büyük şoku Avrupa çapında üne
sahip olan ve harika bir tarzı olan Jay – Jay Johanson oldu. Şarkısı Paris daha
ilk melodisinden insanı etkisi altına alıyor demek istiyorum ama sanırım bir
tek beni almış olacak ki geceyi son sırada bitirdi.
Peki bu akşam Melodifestivalen'de ne göreceğiz?
Bu hafta yarışma Karlskrona'dan Gothenburg’a taşınıyor. Son provaların fotoğraflarına bakarsak bu akşam gene göz ve kulak zevkimiz üst seviyede olacak.
Geceye Anton Ewald’la başlayacağız. Anton’un aslında
kariyeri dans üzerine kurulu. Melodifestivalen’den de bu anlamda 3 kere geçmiş
bir isim 2009 Velvet – The Queen’in kareografisini hazırlamış ve 2012’de Danny
Saucedo – Amazing ve Andreas Lundstedt – Aldrig Aldrig in kareografilerini
hazırlayıp sahnede onlara eşlik etmiş.
Anton’un şarkısı Begging, Fredrik Kempe imzalı. (Fredrik Kempe’nin
Melodifestivalen ve Eurovision yolculuklarıysa anlatılamayacak uzunlukta) Anton
sürekli Eric Saade ile kıyaslanıyor ki çok da normal bir durum. Bu akşam ne
olacak bilemeyiz elbet ama bana öyle geliyor ki Anton, Eric’den daha iyi
olduğunu kanıtlama çabalarıyla direk finale çıkacak.
2. Sırada Yeni bir yüz olan Felicia Olsson var. Kendisi
henüz 18 yaşında. Şarkısın “Güçlü bir ballad” olarak tanımlıyor.
İsveçlilerin Rock Yıldızlarından Joacim Cans ise 3.Sırayı
alacak. Açıkcası benim merakla beklediğim isimlerden.
‘Orjinal’ isimleriyle dikkatleri üzerine çeken ‘Swedish House Wives’ ın kadrosu ismi kadar iyi.
Pernilla Wahlgren (Bizim kuşağın 2010 Melodifestivalen’den tanıyacağı isim) ,
Jenny Silver ( 2011 Melodifestivalen’de gönüllerin birincisi olan Something In
Your Eyes’ı söylemişti ki bu şarkı aynı zamanda Euroclub’ın da vazgeçilmezi) ve Hanna Hedlund (Açıkcası kendisini Martin
Stenmarck (Kiev 2005) ile çocukları olmasından tanıyordum ama şöyle bir
araştırınca Hanna’nın 2000 ve 2002 Melodifestivalen geçmişi olduğunu
öğrendim. Aynı zamanda kız kardeşi Alcazar grubundaki Lina’ymış).
Bu akşam izleyeceğimiz diğer tanıdık isimlerse Erik
Segerstedt ile Tone Damli. Erik, yukarı da bahsettiğim içinde Danny Saucedo’nun
da olduğu E.M.D grubunun bir solisti. Onu 2009’dan sonra tekrar Melodifestivalen
sahnesinde göreceğiz. Düet yaptığı Norveçli Tone Damli’yi ise 2009 MGP'den (Norveç
Ulusal Finali) tanıyoruz. Şarkıları Hello Goodbye’ın mutfağında ise Mans
Zelmerlöw var.
Altıncı sırada ise İsveçlilerin önemli Jazz sanatçılarından
Louise Hoffsten’i seyredeceğiz. Açıkcası bu kadar güçlü yarışmacıların için de
bu akşam şansı olacağını düşünmediğim isimlerden.
Yedinci isimse aynı zamanda sahne ve sinema oyuncusu olan
Rikard Wolff .
Ve son sırada hepimizin geçen sene tanıdığı ve bu sene de
merakla beklediği kökeni Iran’a dayanan
ve komedyen olan Sean Banan var. Joke Entry diyebileceğimiz şarkısıyla ve
showuyla geçen sene dikkatleri üzerine çeken Sean Banan bu sene de çok farklı
olmayacak belli ki. Şarkısı Copacabanana’da ise Danny’in ikinci olmasıyla alay
ettiği bir kısım var. "Everybody comes first but Danny comes Second".
HEJA SVERIGE!

















Hiç yorum yok:
Yorum Gönder